Eklenme Tarihi: 23/05/2020

            İlhan Koman, 1921 yılında Edirne’de doğdu. Türkiye’de bilim ve sanatı bir araya getiren önemli heykeltraşlardandır. Sanat dünyasında edindiği kendine özgü yeri sebebiyle, Türkiye’nin Da Vinci’si olarak anılır.   

 

            Dinamik eserler üretmesiyle bilinen Koman, 1965’li yıllara kadar sanatında daha çok metal unsurlar kullandı. Bu yılların ardından ahşap malzemeye yöneldi fakat metal kullanmayı da bırakmadı. Bunun yanında duralit, plastik ve bronz gibi malzemeler sanatına eşlik etti ve bu dönemlerde genelde geometrinin etkilerinden yararlandı. Malzemeleri ne kadar değişirse değişsin heykellerinde hep bir süreci anlattı ve seyirciyle bağ kuran, hatta seyirciyle hareket eden eserler üretti.

 

            Her yaz İstanbul’a dedesinin yanına giden İlhan Koman, Haliç’ten geçen gemileri izlemeye hayrandı. Haliç’ten aldığı ilhamla 5-6 yaşlarındayken maket gemiler yapmaya başladı. Gemi sevdası nedeniyle lise yıllarını Gemi İnşaatı Mühendisi olma hayali ile geçirdi.

 

            17 yaşında tüberküloz hastalığına yakalanan Koman’ın hayatı ummadığı şekilde ilerledi ve uzun yıllardır resim yapan sanatçı bu yeteneğini değerlendirmek için Akademi'ye başvurdu.

 

            1941 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde sanat eğitimine başladı. Hocalarının yönlendirmesi üzerine 1 yıl sonra Heykel bölümüne geçti ve Rudolf Belling’in öğrencisi oldu. 1945 yılında diplomasını birincilikle aldı.

 

            1947 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı sınavı kazandı ve aldığı burs ile Neşet Günal, Refik Eren ve Sadi Öziş gibi isimlerle Paris’e gitti. Paris’te başladığı atölyedeki eğitimini 2 ay sonra bıraktı çünkü klasik eğitimi akademide aldığını düşünüyordu.

            1947 -1949 yılları arasında Julian Akademisi’nde, Louvre müzesinde ve Rodin müzesinde çalışmalar yaptı. Bu çalışmaları yaptığı zamanlarda, özellikle Louvre müzesindeki çalışmaları sırasında Mezopotamya ve Mısır sanatından etkilendi.

 

            1948 yılında Paris’te ilk sergisini açtı. Paris’te olduğu dönemde çağdaş akımlardan etkilendi.

 

            1951 yılında, Türkiye’ye dönmeden önce, Mediha Kaptana ile evlendi ve bu evlilikten Ahmet adında bir oğulları oldu.

 

            İstanbul’a döndüğünde mezun olduğu İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi‘nde mecburi hizmete başladı.

 

           1952 yılında “Anıtkabir Heykel Yarışması”nda, “Şeref Holüne çıkan merdivenlerin sağındaki kabartma kompozisyonu” adlı eseriyle birincilik aldı ve rölyefleri Anıtkabir’in merdivenlerinin doğu kanadına yerleştirildi. 1954 yılına kadar süren bu projede yaptığı “Sakarya Meydan Muharebesi” konulu rölyefleri Mısır ve Mezopotamya etkileri taşıyordu.

 

            1953 yılında Akademideki metal atölyesinde Ali Hadi Bara, Sadi Öziş ve Zühtü Müridoğlu gibi isimlerle çalıştı. Aynı yıl Sadi Öziş ve Sadi Çalık ile “Karametal” adlı mobilya atölyesini kurdular. Modern mobilya tasarımı yaptıkları bu atölyenin finansal kaynağını fabrikatör Mazhar Süleymangil üstlendi. Asıl amaçları dünyaya açılmak olan ama yurtdışına ulaşamayan bu proje Türkiye’deki tasarım tarihi açısından büyük yer tuttu.

            1954 yılında Ankara Devlet Sergisi’nde ikincilik, bir sonraki yıl ise aynı sergide ikincilik ödülünün sahibi oldu. 1955 yılında, Ali Hadi Bara, Şadi Öziş ve Tarık Carım ile resim heykel ve mimari işbirliğini savundukları Türk Grup Espas’ı kurdular. Bu fikri gerçekleştirirken Fransız Grup Espas’tan ilham aldılar.

 

            1958 yılında Brüksel’de düzenlenen sergide 6 ay süren bir çalışma ile Türk pavyonunu İlhan Koman yaptı. Çalışmaları sırasında tanıştığı Mimar Ralph Erskine form araştırmaları ve yeni çalışmalar için sanatçıyı İsveç’e davet etti. Eşinden ayrılma sürecinde olan sanatçı, Akademideki görevinden istifa etti ve 1959 yılında tamamen İsveç’e yerleşti.

 

            1965 yılında İsveç’te bir tersanede Baltık ticaret gemisi olarak üretilmiş ve bu amaçla kullanılmış Hulda adlı gemiyi satın aldı ve içinde yaşayabileceği şekilde restore etti. Hayatının geri kalanını burada geçirdi ve gemiyi hem evi hemde eserlerini üreteceği atölyesi olarak kullandı. 2010 yılında İlhan Koman anısına bu gemi İsveç’in Stockholm kentinden İstanbul’a, Güzel Sanatlar Akademisi rıhtımına getirildi.

 

            İlhan Koman, 1967 yılında Stockholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu’nda öğretim üyesi olarak göreve başladı. Bu yıllarda  geometrik türevler ve yel değirmenleri gibi buluşları tescillendi.

 

            1969’da İsveç’te Sundsvall’da yapılan bir alan düzenlemesi yarışmasında birincilik ödülüne layık görüldü. Bir sonraki yıl ise Örebro Belediye Sarayı önüne koyulacak heykel için yapılan yarışmada da birincilik ödülü aldı.

 

            1980 yılında en önemli eserlerinden sayılan “Akdeniz Heykeli” adlı eserini Halk Sigorta için yaptı. Bu heykel 1981 yılında Sedat Simavi Görsel Sanatlar ödülünü kazandı.

 

            1986 yılında vefat eden sanatçının vasiyeti üzerine külleri Baltık Denizi’ne döküldü.

 

            İlhan Koman’ın yurtiçi ve yurtdışında, 20 şehrin sokak ve meydanlarında heykelleri bulunmaktadır. En beğenilen eserleri arasında bulunan “Leonardo’ya Selam” adlı heykeli Stockholm’da Mimarlık Yüksek Okulu’nun önünde yer almaktadır..

Son Güncelleme: 26/07/2020 Yazan: Sanat Mezat

Anahtar Kelimeler : İlhan Koman

Henüz Yorum Yapılmamış !
Yorum yapabilmek için giriş lütfen giriş yapınız. Üye Girişi

Başarıyla Sepete eklendi !