A PHP Error was encountered

Severity: Warning

Message: Trying to access array offset on value of type null

Filename: models/Pey_model.php

Line Number: 76

Bedri Rahmi Eyüboğlu 19245 | Sanat Mezat
zoom Bedri Rahmi Eyüboğlu
thumbBedri Rahmi Eyüboğlu thumbBedri Rahmi Eyüboğlu

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Figürlü Kompozisyon,

kağıt üzerine karışık teknik, imzalı.

27x17 cm.






Türkiye’nin en önemli şair ve ressamlarından olan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun gerçek adı Ali Bedrettin’dir. Daha önce Ali ismini de kullanmış olan Bedri Rahmi’nin ismi, önce Bedrettin’den Bedir’e, en sonunda Türk Edebiyatı ve resimlerinde kullandığı şekliyle Bedri’ye dönüşmüştür. Gençliğinden ölene kadar, hatta öldükten sonra bile, adından çok bahsedilen bir sanatçı olmuştur. Yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok formlarda eserler üretmiş ve geleneksel süsleme ve halk el sanatları ile Batı’nın tekniklerini birleştirerek kullanmıştır.

1911 yılında Giresun’un Görele ilçesinde dünyaya gelen Bedri Rahmi’nin babası Kaymakam olan Mehmet Rahmi, annesi ise Lütfiye’dir. Beş çocuklu bir ailenin ikinci erkek çocuğudur.

İlk şiirini lise yıllarında yazan Bedri Rahmi’nin resme olan ilgisi, abisi Sabahattin Eyüboğlu’nun öğrenim bursu ile gittiği Fransa’dan ona gönderdiği resim kitapları ile başladı. Batı sanatından bu şekilde haberdar oldu.

Bedri Rahmi, 1929 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim bölümüne girerek sanat eğitimine başladı. Akademide İbrahim Çallı ve Nazmi Güran’ın öğrencisi oldu. Kendini Ziya Güran ve Léopold Lévy’nin atölyelerinde geliştirdi ve bunun yanında Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersi aldı.

Bedri Rahmi akademi diplomasını almadan 1931 yılında Paris’e, kendisiyle öğrenim bursunu paylaşan Sabahattin Eyüboğlu’nun yanına gitti. Burada Fransızca öğrenmek için çalıştı. Bu sırada Gauguin, El Greco, Cézanne, Matisse, Braque, Chagall gibi beğendiği sanatçıların eserlerini müzelerde inceleme, hatta kopya etme şansı buldu. Cézanne ve Van Gogh gibi ustalar onu bu mesleğe bağlayan önemli kişiler oldu. İncelediği resimlerde Doğu’ya ait motifleri ve simgeleri kullanmaları Bedri Rahmi’nin önemle ilgilendiği bir konu haline geldi. İlkel kavimlerin sanatlarını incelemeye buradan başladı. Paris’te İnsan Müzesinde incelediği ilkel kavimlerin sanatından sonra “güzel, aynı zamanda yararlıdır” görüşünü benimsedi ve eserlerine yansıttı.

1932 yılında Paris’te bir ay kadar André Lhote Atölyesi’nde çalıştı. Evleneceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile bu dönemde tanıştı. 1933 yılında Londra’ya gitti, yıl sonunda ise Türkiye’ye döndü.

Döndükten sonra 1934 yılında, Yeni Adam Dergisi’nde ressam olarak çalışmaya başladı. Aynı dönemde edebiyat dergilerinde şiirleri yayımlanmaya başladı.

1934 yılında Akademi Diploma yarışmasında “yol inşaatı” adlı eseriyle üçüncü oldu fakat bu sonuç onu memnun etmedi ve yeniden yarışmaya hazırlanmak için mezun olmadı.

27 Aralık 1934 tarihinde 30 resim ile D Grubu Sergisi´ne katıldı. Bazı resimlerini de gelecekte eşi Eren Eyüboğlu’nun resimleri ile beraber sergilenmeleri için Romanya'ya yolladı. Bunun ardından 1 ocak 1935’te Bükreş’te Hasefler Galeri’sinde ilk kişisel sergisi kendi katılımı olmadan açıldı.

Geçici bir süreliğine çevirmenlik yapmak için Çekreş’e gitti ve Tan gazetesinde yazmaya başladığı yazıları Türkiye’ye döndükten sonra yoğunlaştırdı. Birlikte İstanbul’a yerleştiği ve Eren adını alan Ernestine Letoni ile 16 nisan 1936 yılında evlendi.

Tekel Genel Müdürlüğü´nde vitrin düzenleyici olarak göreve başladı ve Sipahi Ocağı sigarasının kapağındaki “Koşan Mızraklı Atlar” figürünü tasarladı. 1936 yılında daha önce üçüncü olduğu Güzel Sanatlar Akademisi diploma yarışmasına “Hamam” adlı çalışması ile katılarak diplomasını birincilik ile aldı. Bu çalışmasında, Batı Doğu sentezini hissettiren nüler Fransız ressam Matisse’ye duyduğu ilgiyi de hissettirir.

Sovyetler Birliği’nde Cumhuriyet devrinin ilk yurtdışı sergisi olan Türk Resim ve Heykel Sergisi’ne üç resim ile katıldı. 1937 yılında, Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü başkanı Leopold Levy’nin kendisine seçtiği asistanlardan biri oldu. Böylece akademik kariyeri başlamış oldu.

1938 yılında Ses dergisi yazarları arasında yer aldı ve resimlerini, desenlerini ve deneme yazılarını bu dergide yayımladı. 

1939’da “Figur” adlı yapıtı ile Birinci Devlet Resim ve Heykel Sergisinde Arif Kaptan ile üçüncülüğü paylaştı.

1940’lardan sonra duvar resimlerine yöneldi ve Ortaköy Lido Yüzme Havuzu için ilk duvar resmini yaptı. Mimarinin ve diğer güzel sanatlar dallarının bir arada kullanılması gerektiğine inanan Bedri Rahmi, 1946 yılında Ankara Büyük Tiyatro’nun girişindeki kapıya “Kız kaçırma” konulu bir fresk yaparak ikinci duvar resmine imza atmış oldu.

1942 yılında Çorum ve İskilip’e yaptığı gezi onun resim anlayışını değiştirdi ve resimlerinde yoğun olarak çocuk emziren kadınlar, saz çalan aşıklar ve halay çeken insalar temalarını işlemeye başladı. 1942’de dördüncüsüne katıldığı Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde ikincilik ödülünü kazandı.

1945-47 yılları arasında önemli bir portre dizisine imza attı ve “Mari´nin Portresi”, “Alis I”, “Alis II” gibi önemli portre dizisini oluşturdu. Portrelerini bazen kağıt bazen de tahta üzerine çalışıyordu. UNESCO´nun 1946 Yılı Kasım ayında Paris´te düzenlediği uluslararası sergiye gönderdiği resimleri büyük ilgi çekti.

Bedri Rahmi, usta-çırak ilişkisini benimsemiş ve önem vermişti. Bu yüzden genç sanatçılardan oluşan “10’lar Grubu”nun kurulmasına öncülük etti ve grubun üye sayısı bir yılda otuzu geçti. Bu yıllarda her ne kadar kendini resme vermek konusunda düşünceleri olsa da şiirden vazgeçemedi ve ikinci kitabı “Karadut”u yayımladı.

Eşi Eren Eyüboğlu ile D grubu’ndan ayrıldı ve  portrelerini sergilediği bir sergi açtı. Ardından  düzenlediği 150 resimden oluşan “Retrospektif” sergisi en çok ilgi gören sergilerinden oldu.

1950’de eşi ile Maya Sanat Galeri’sinde sergi açtı, aynı yıl Kariye Camii düzenlemesi yaptı ve Bizans Mozaikleriyle ilgilenmeye başladı. 1951 yılında “Küçük Sahne”yi süsledi ve ilk “Yazma Sergisi”ni açtı. Yazmaları ve özgün baskı işleri Philadelphia Print Club’da sergilendi. 14 Eylül’de Times dergisi Bedri Rahmi’ye iki renkli sayfa ayırdı.

1954’te “Türk Tepsisi” adlı motifi ile Steuben Glass adlı firmanın düzenlediği yarışmada ödül kazandı ve tasarladığı motif kristale oyularak sergilendi. Ardından bir türlü vazgeçemediği tutkusuyla üçüncü kitabı “Tuz” ve ilk düzyazı kitabı “Canım Anadolu”yu yayımladı. 

Bedri Rahmi, aynı yıl içinde dokuma, kilim, yazma ve nakış gibi Halk El Sanatları´ndaki motifleri özgün bir stil ile kaynaştırarak, mozaik çalışmalarına yöneldi ve resim çalışmalarını büyük boyutlu mozaiklerle sürdürdü. Hilton ve Divan otellerinde ve KLM İstanbul merkezindeki panoları yaptı. Bu yıllarda Tokyo özgün baskı Bienaline katıldı, Paris’te Nato merkezine 50 metrekarelik bir pano hazırladı ve 1958 Brüksel Expo’sundaki Türk Pavyonu için yaptığı 227 metrekarelik çalışmasıyla büyük bir başarı kazandı ve altın madalya aldı.

1961 yılında Amerika’ya giden Bedri Rahmi, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde zengin renklere yönelen sanatçı, bilinmedik renkler bulabilmek için plastik tutkal-plastik boyalar-kum- talaş ve hatta buruşturulmuş japon kağıdı gibi malzemeler kullandı ve bu malzemelerle sınırları zorlayan bir dizi çalışma üretti. Bununla birlikte soyut biçimlere yöneldi. Toplumsal duyarlılığın sınırlarını da zorlayan Bedri Rahmi, Türk resminde yeni bir atılımın ilk örneklerini oluşturdu.

Berkeley üniversitesinde 2 yıl misafir profesörlük yaptı ve Unicef çocuklar yararına “Eşeğin Üzerinde Çocuklarını Taşıyan Anadolu Köylü Kadın” motifi Amerika’da kartpostal olarak basıldı. Ardından New York Modern Sanat müzesi “Zincir” adlı eserini satın aldı.

Bedri Rahmi, Amerika’dan döndüğünde soyut resim ve renk düzenlemelerini bırakıp, eski konularına geri döndü. Abisi Sabahattin Eyüboğlu’nun tutuklanması ardından yeniden toplumsal konuları ele alan resimler yapmaya başladı. Birincisine ve dördüncüsüne katılarak dereceye giren Bedri Rahmi, 33´üncü Devlet Resim ve Heykel Sergisi´nde birincilik ödülü aldı. 21 Eylül 1975 tarihinde pankreas kanserinden yaşama veda etti ve Küçükyalı mezarlığına defnedildi.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ölümünden sonra adına birçok sergi ve anma düzenlendi ve 2009’da Türkiye’deki ilk Bedri Rahmi Eyüboğlu müzesi İskilip’te açıldı. Sanatçı, İskilip’e yaptığı gezide abisine yazdığı bir mektupta şöyle söylemişti: ‘’Ağabey dün İskilip'ten kaçtım ama nasıl, çok sevdiğim bir kadından kaçar gibi…’’


Henüz Yorum Yapılmamış !
Yorum yapabilmek için giriş lütfen giriş yapınız. Üye Girişi




Anahtar Kelimeler

Bedri Rahmi Eyüboğlu
Başarıyla Sepete eklendi !